Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color green color orange color
Anasayfa
Aile İçi İletişim
Üye Değerlendirme: / 1
Yazar Veli Pepe   
Çarşamba, 20 Aralık 2006
Aile İçi İletişim

Aile toplumun en küçük birimi olmakla beraber, toplumu en fazla etkileyen kurumdur. Aile kurumunun temel işlevlerinden biri de, ailedeki herkesin en verimli şekilde gelişimini yerine getirmektir. Gelişimin sağlıklı şekli, her bireyin ihtiyacını mümkün mertebede karşılamaktır.

Aile içi iletişim de, bu ihtiyaçlardan biridir. Her ailede iletişim farklılıklar gösterir. Hepimizin kendi kişisel özelliklerimizden kaynaklanan iletişim biçimi vardır. İletişim biçimi farklı olsa da, önemli olan aile içi bireylerin birbirleriyle iletişim kopuklukları olmamasıdır.

Önce ebeveynin aralarındaki iletişimin sağlıklı olması gerekir. Zira yuvanın huzur ve güvenliği çocuğun gelişimi ve ruhsal sağlığı için gereklidir. Anne–baba ihtiyaçları hakkında birbirleriyle ne kadar samimi, net, açık şekilde iletişim kurarlarsa çocuklar da bu oranda ihtiyaçlarını sağlıklı ifade edebileceklerdir.

Ailenin sorunları gizli–saklı kalmayıp, konuşulabilecek müsait zemin oluşturulup, ortaklaşa çözüm yolları aranıyorsa sağlıklı aile iletişiminden söz edebiliriz.

Yapılan bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; yeni doğmuş bir bebekle ne kadar ilgilenilir, konuşulur, temas kurulursa, bebeğin duygusal gelişimi olumlu artış gösterir. Bebeğin dil gelişimine de iletişim katkıda bulunur.

İletişimin temelinde yer alan dinleme ve anlatma, karşılıklı konuşmanın birbirinden ayrılmaz parçalarıdır. Eşler birbirlerine konuşma fırsatı verirken çocuklarına da böylesi fırsat vererek çocuğun önce kendini “birey” olarak algılamasına ve böylece ihtiyacı olan duygusal aktarımdan dolayı rahatlamasına imkân tanıyacaktır.

Aile içi iletişimde diğer önemli nokta, “empati kurabilmektir”. Empati, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilme hadisesidir. Meselâ çocuk oynarken oyuncağını kırdığında “Üzülecek ne var?” diyeceğimize, o oyuncağın çocuğumuz için ne kadar kıymetli olduğunu anladığımızı belirten cümleler kurmamız gerekir. “Oyuncağını çok sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum” gibi.

Etkin aile iletişimi için gerekli şartlardan biri de, aile faaliyetlerinin plânlanmasına çocukların da katkıda bulunmalarına, fikirlerini söylemelerine izin vermektir. Meselâ; babanın yaz tatilini nerede–nasıl geçirmek istediklerini tüm aileye sorması ve bu doğrultuda kararlar alması, herkese kendini daha iyi hissettirir.

Sağlıklı iletişimin diğer koşulu da ses tonudur. Ses tonumuzu konuya göre ayarlamalıyız ki, sevgimiz hissedilsin, hayır’ımız dikkate alınsın. Aksi takdirde ısrar geliştiren çocuklara sahip olabiliriz. Ses tonundaki vurgu aslında çocuğa ne yapması gerektiğini de bir nebze olarak vurgular.

İletişimde; yargılamadan başlamak, anlamaya çalışmak, sadece duymak değil, etkin dinlemek önemlidir.

a. Dinlerken fiziksel halimize dikkat etmemiz gerekir.
b. İletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak,
c. Çehremizi ona yöneltmek,
d. Dikkatli dinlemek,
e. Arada bir kendisini dinlediğimizi ifade eden mimikler kullanmak,
f. Konuşurken müdahale etmemek,
g. Duygusal cümlelere dikkat etmek ve bunu anladığını gösteren ifadeler kullanmaya çalışmak önemlidir.

Unutmayalım ki; iletişim başkasını olduğu kadar kendimizi de anlama aracıdır. Ne kadar olumlu iletişim varsa, o kadar kendimiz ve ötekiyle barışığız demektir.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 20 Aralık 2006 )
 
Ana Okuluna Başlarken
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Veli Pepe   
Çarşamba, 20 Aralık 2006
Ana Okuluna Başlarken
 
Her yeni durum gibi, çocuğun okula başlaması, uyum sorunu ortaya çıkartacaktır. Çocuklar anaokuluna ilk geldiklerinde anne-babalarından ayrılmak istemez, sarılıp, ürkek gözlerini çevrede gezdirerek, içeri girmekte direnirler. Bu süreç, her çocuğa göre değişir. Bağımsız, kişiliği gelişmiş, güven duygusu pekişmiş, anne-babasının belli saatte gelip kendisini alacağına inanan öğrencinin uyumu daha kolay olur. Başlangıçta çocuğun gösterdiği tepki, okula karşı değil, anne-babadan ayrılmak istemediğindendir. Okula başlamak, "tek başına lığı" yaşamak ilk anda her çocuğu zorlar.

Çocuğun okula uyum sorununun çözümünü çabuklaştırmak konusunda yardımcı olabilirsiniz.

Okul hakkında çocuğa açıklama yapmak ve okulu tanıtmak uyumu kolaylaştırır. Okulun her gün gidilmesi gereken belli bir oyun, arkadaş ve eğitim ortamı olduğunu anlatmalıyız. Ancak bu açıklama abartılmış, yanlış bilgiler içermemelidir. Aksi halde çocuk, kendisine anlatılanları okulda bulamayacak ve okula olan güvenini kaybedecektir.

Çocuğun okulu tanıması, nasıl yemek yiyeceği, tuvaleti gelince kime başvuracağı gibi konularda temel kaygılarının giderilmesi ortalama 15 günü alır.

Bu süre içinde çocuğun okulda kalışı 1-2 saatten başlayarak tam güne çıkarılmalıdır.

Uyum sağlama aşaması boyunca gözlediğimiz tepki çeşitleri şöyledir:
•    Çocuk gayet ilgili ve rahat başlar.
•    İlk üç gün ya da bir hafta ilgili ve istekli gelir. Okul, onun için park gibidir. Ama sonra biraz da annesi ile birlikte olmak ister. Sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrar ve tepki gösterir.
•    Çocuk en baştan itibaren anneden ayrılmak istemez. Sınıfa, yanına çağırır, annesinin yedirmesini ister, uyumak ister, ağlama gözlenir.

Son iki durumda ailenin göstereceği kararlılık, sabır, okul öncesi eğitim ve kuruma gösterdiği inanç çocuğun uyumunu kolaylaştırır.

Büyükanne-büyükbabalar torunlarına karşı daha zayıf davranabilir, çocuklar da bu zayıflıklardan çok iyi yararlanabilirler. Bu yüzden, aynı kararlılık çocuğu okula alıştırma sürecinde, yanında bulunan büyüklerde de olmalıdır.

Çocuğun okula başladığı ilk gün pazartesi veya salı olmalıdır.

Çocuğun okul hakkındaki olumsuz düşüncelerini anlatmasına olanak verilmesi uyumu kolaylaştırır.

Veli, okul ve personel hakkındaki olumsuz duygu ve düşüncesini çocuğun yanında konuşmamalı, yönetimle mutlaka iletişim kurmalıdır.

Çocuk on beş gün geçtiği halde aşırı ağlama, gece alt ıslatma, içe dönüklük, saldırganlık, arkadaş ilişkilerinde kopukluk gösteriyorsa, bu onun henüz okula hazır olmadığını gösterir. Bu durumda, 3-4 aylık bir süre okula ara vermek ve çocuğun biraz daha olgunlaşmasını beklemek çok daha yararlı olacaktır. 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 20 Aralık 2006 )
 
Aile İçi İletişimin Geliştirilmesi
Üye Değerlendirme: / 4
Yazar Veli Pepe   
Çarşamba, 22 Kasım 2006
Aile İçi İletişimin Geliştirilmesi

EŞLER ARASI SEVGİNİN KAYBOLMA SEBEBLERİ

• Sevgi temelli iletişim

100 çocuk
Seçil’ in hikaye
Yargıç’ ın suçlu oğlu

• Arada olanlar

Süleyman Bey ( 2 çocuk)
Rıfat Bey  (1 çocuk)
Son Güncelleme ( Çarşamba, 20 Aralık 2006 )
Devamını oku...
 
Çocuk Eğitimi mi Yoksa Anne Baba Eğitimi mi?
Üye Değerlendirme: / 3
Yazar Veli Pepe   
Salı, 31 Ekim 2006

Çocuk Eğitimi mi Anne Baba Eğitimi mi?

Prof.Dr. Harun Avcı

Çocuğunuz öfkeyle karşınıza dikiliyor ve size meydan okuyor mu? Onun nereye gittiğini bilmiyor, meraktan çatlıyorsunuz ve gelince de size hiçbir şey söylemek istemiyor mu? Evde hiçbir şey yapmak zorunda olmadığını, doğmayı kendisinin istemediğini ve bu sebepten sizin ona bakmakla yükümlü olduğunuzu söylüyor mu? İnanç ve değerleriniz çocuğunuzun inanç ve değerleriyle çatışıyor mu? İsteklerini yerine getirmediğinizden şikâyet ediyor mu? Bu soruların hepsine "hayır" cevabı verecek anne-babaların sayısı çok azdır. Çünkü her çocuğun çeşitli istekleri olur, davranışla ilgili veya hissî problemleri bulunabilir. Meselâ, arkadaşı veya kardeşiyle iyi geçinemez, sürekli yeni eşya veya giyim ister, okul ve ödevler sıkıcı gelir, sizin uygun görmediğiniz kişilerle arkadaşlık eder; hattâ yatma kalkma saati, yemesi, odasını düzenlemesi, hafta sonu ve boş zamanını nasıl değerlendireceği konularında anne-babasıyla anlaşamaz.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 22 Kasım 2006 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 5 Toplam: 17

Giriş Formu






Kayıp Parola?

Kimler Çevrimiçi

Fotoğraflar




Eğitime Destek

Top

Flaş Haber

Efeciğim seni ne kadar sevdiğimi kelimelerle anlatamam. Sen benim için dünyanın en değerli varlığısın. Ben ve baban seni gerçekten çok özledik, artık sensizlikten ne yapacağımızı bilemiyoruz. İyiki amcan bu siteyi yaptı, en azından şu anda burada bile senin o yüzünü görmek beni biraz olsun rahatlatıyor. Bu yüzden ona ne kadar teşekkür etsek azdır. Kavuşmamıza çok az kaldı seni çoooooooooook seviyorum.